♥ Şarkı Sözü ve Roman Yazarı Erdoğdu Sedat ♥ .

 

Fotoğraflar


Takılır kalırsın bir sabit noktada
Masumiyet harcanır çocuk parkında
Renklerle hesaplaşır patlar flaşlar
Hatıralar dans eder fotoğraflarda.

Karelere sığınır geçmiş hayatlar
Ustalıkla gizlenir derin acılar
Kendi yalanlarına tanıklık eder
İçten pazarlıklı sahte insanlar.

Poz verip ışıkların gölgelerinde
Kayıtsızlığın keyfi objektiflerde
Suretini arıyor yüzsüz bir adam
Hayretle duraksayan negatiflerde.

Yüzler var profilden cömert davranır
Yüzler var cepheden çok mızmızlanır
Değişik açılardan bakmak gerekir
Gerçekler olduğundan farklı farklıdır.

Kuşkusuz herkesin bir hikayesi var
Herkesin gözlerinde derin manalar
Her yüzde temsilinden geriye kalan
Sahibine deşifre gülen bakışlar.

ŞİİR SEDAT ERDOĞDU


Hayaller Kurmadan Yaşayamam

Gözlerinin perdelerini çekmişsin bu akşam
Kapının anahtarını da değiştirmişsin
Kucağında yaz bitmiş
Bahçende güz yaprakları
Üzerime örmüşsün duvarlarını
Neden, neden, neden?
Bir sebebi olmalı....
Yıkılsın dünya üstüme
Varsın canı çıksın yıldızların
Sol şeritten yürüdüm sessizce
Ezip geçsin hatıraların.
Kaç defa okumuştuk birbirimizi
Kaç defa sağa kaydı dudaklarım
Sol anahtarı kalbimin üzerinde
Perdelerini neden çektin bu akşam?
Neden, neden, neden?
Bir sebebi olmalı...
Bir asi şarkı var yüreğimde
Güneşi koysalar ısınamam
Tutun beni tutun uçuruma yaklaştım
Bırakın düşlerim dağınık kalsın
Hayaller kurmadan yaşayamam...

ŞİİR SEDAT ERDOĞDU


Soytarı

Sırılsıklam bir gülüş
Döküldü bulutlardan
Göçmen kuşlar süzüldü
Ebabil dudağımdan.

Yüreğim kan ağlarken
Sizleri hep güldürdüm
Ateşten çemberleri
Gözyaşımla söndürdüm.

Körebeler oynadım
Tiyatro sahnesinde
Elim yüzüm boyalı
Uyandım ter içinde.

Duvardaki takvimden
Kopardım mevsimleri
Okyanusun dibinden
Çıkardım fosilleri.

Buz üstüne yazıldı
İtalik kelimeler
Güneşim yüz çevirdi
Bu soytarı dediler.

Oysa ben hepinizin
Büyük boy aynasıydım
Sadece gerçekleri
Görmenizi sağladım.

ŞİİR SEDAT ERDOGDU


Berduş

Siyah püskülleri sarktı gecenin
Paranın kirinde dolandı zaman
Maskeleri düştü hayallerimin
Alkışlar yükseldi boş tiyatrodan.

Gittin! ...ağlamadım, tuttum kendimi
Senin yokluğunda bir berduş oldum
Seçim sandığına attım kalbimi
Kendime yepyeni bir parti kurdum.

Beynimi kemirdi ince sorular
Geçmişi yargılar, neden, niçinler
Doksanlık ihtiyar ölümden korkar
İçimdeki çocuk intihar eder.

Kayıp gözlerini astım duvara
'Dönüş yok' levhası gördüm uzaktan
Bilmeden takıldım çıkmaz yollara
Sarhoştum ben aydım, döndüm tuzaktan.

Sevdan bulaşıcı ince hastalık
Yasak duygularım karantinada
Dışarda yaz günü, kapım Aralık
Öpüşler buz tuttu dudaklarımda.

Huzurumu çaldı suçlu bakışlar
Kaçtım habersizce mahpus damından
Çizgisini aştı soruşturmalar
Hiç ödün vermedim berduşluğumdan.

İspirto kokulu günleri saydım
Hasrete kıvrıldım Dicle Nehri' nde
Durdum duraladım içimi yaktım
Kalmışım ateşten çember içinde.

Kahvede demlendi politikalar
Sincaplar oynaştı kovuklarımda
Otel odasında kirli çarşaflar
Örümcek ağları duvarlarımda.

Doldur meyhaneci içkiler benden
Çalsın sivrisinek ben oynayayım
Anılar dökülsün toprak testiden
Boyalı gülüşler, ben hep aynıyım.

Dağlar aramıza bir virgül koyar
Yalnızlar korosu şarkımı söyler
Yazlık sinemada perdeler solar
Susma! ...sustuğunda yağmur çiseler.

Mehtapla dans ettim durgun sularda
Rüzgarın saçına bigudi sardım
Narları ekşittim avuçlarımda
Oturup kendime mektuplar yazdım.

Çözdüm pontolonun iliklerini
Hayat! ...artık sana aldırmıyorum
Kaldırdım dünyanın eteklerini
Sensiz yaşamaktan zevk almıyorum.

Dünya sefasını kötüler sürer
İyiler nedense erkenden gider
Nüfus sayımında biri eksilir
Muhtarlık sicilden kaydımı düşer.

Şiir : Sedat Erdoğdu


KAVAL KEMİĞİNİ ÜFLEDİM İSKELETİMİN

Kefaletle özgür bıraktım duygularımı
Bu şehrin yasasını çiğnedim kaldırımlarda
Sessizce bir şarkı uydurdum torniston sözlerle
Adımlarımın emrine bıraktım kendimi, avarece.
İskandili tutmaz oldu zincirlerimin
Kendini ifade etmekte zorlandı, tutuklu dilim
Dümen suyunda gittim, fırdöndü yosmaların
Kaval kemiğini üfledim iskeletimin
Gözle görülür defolarını teğelledim varoşların
Karaköy’ e aborda yanaştı yandan çarklı vapurlar
Pusulam bu yalancı cennette şaşırıp kaldı
Arduvaz grisi sisler kapladı etrafımı
Hayatın aldanışına kapıldı, dalgın bakışlarım
Pruva istikamet ilerledi yorgun saatler
Ariya sancak, ariya kürek, ruhum karinada
Palamara bağladım, çocukluğumun kaygısızlığını
Çimavira dizildi Sirkeci’ de martılar
Metoforik neonlarda yıldız tozları
Propagandasını yaptım bu şehri İstanbul’ un
Rus ruleti oynadım tinerci çocuklarla
Değişmez kusurlarını sakladım Beyoğlu’ nun
Sönmüş balon gibi büzüldü yüreğim
Begonviller suladım sabaha kadar.

Sedat Erdoğdu


DOKUNMA

Yüzüm bir zindandır dokunma, karalar bulaşır ellerine
Dokunma alnımın çizgilerinden asi nehirler akar
Sessizliğime sığınıp hüznümü renklendirme
Gecelerimin dili tutulur, utancından küçülür yıldızlar
Günahlara el açıp çağırma, ter kokuludur duvarlarım
Çağırma güvercin karasıdır benim başı belalı sevdam
Hasretim kapıda bekler, dualara ters düşer yalnızlığım
Akdeniz kıyılarımda portakal ağaçları kokar
Gizli gemiler yol alır içimdeki limandan
Omuzlarıma basarak yükselir hatıralar
Sesim bir çığlıktır dokunma, acılar bulaşır yüreğine
Dokunma hayatıma öfkeli, şiddete meyilliyim
Yıllardır uyuttuğum, ateşimi körüklendirme
Bırak kendi mahpusluğumda yalnız kalayım.

SIIR SEDAT ERDOGDU


Soytarı

Sırılsıklam bir gülüş
Döküldü bulutlardan
Göçmen kuşlar süzüldü
Ebabil dudağımdan.

Yüreğim kan ağlarken
Sizleri hep güldürdüm
Ateşten çemberleri
Gözyaşımla söndürdüm.

Körebeler oynadım
Tiyatro sahnesinde
Elim yüzüm boyalı
Uyandım ter içinde.

Duvardaki takvimden
Kopardım mevsimleri
Okyanusun dibinden
Çıkardım fosilleri.

Buz üstüne yazıldı
İtalik kelimeler
Güneşim yüz çevirdi
Bu soytarı dediler.

Oysa ben hepinizin
Büyük boy aynasıydım
Sadece gerçekleri
Görmenizi sağladım.

ŞİİR: SEDAT ERDOĞDU


YEŞİLÇAM**(Sadri ALIŞIK)

Takma kirpikleriyle ağlaşıyordu bir kadın
Rimelleri akıyordu duvarlarından, kışlık sinemaların
Siyah_beyaz mücadelelerle geçip gidiyordu seneler
En hüzünlü nağmesindeyim şimdi, yedinci sanatın.
Büyülü cam önünde attığım şen kahkahalar
Yeşil çamlar devriliyordu faili meçhul saatlerde
Motor! ...sesiyle uyanırdı günaydınlarım
Stop! ... sesiyle başlardı gerçeklerin acı dansı.
Kameralara oynuyordu, ALIŞIK’ tı bu adam
Dudakları aşınmış, Star’lar öperdi gecelerimi
Güvercin kanatları uçuşurdu beyaz perdelerimde
Tahta sandalyeler taşırdı uykusuzluğumu.
Hangi mevsim yitirdim adımı, ben kimim?
Hangi kaldırımlardan geçip gitti benliğim?
Hangi dergiler alt_üst etti yaşantımı,
Hangi sigara yanığı afişlerde maskeli gülüşlerim?
Küfürlü mısraların boşluğundayım şimdi
Gülüşlerim korkar oldu ağıtlarımdan
Yalan gömleği giyip, yalan söylüyor dilim
Marmara çırası gibi yanıyordu yıldızlar
Tokat attım hayatın tüm kalleşliğine amaney
Yalan da olsa, yüreğim kan ağlarken
Size ağlamayı, size gülmeyi, size yaşamayı öğrettim.
Şark ilinde, Tunç elinde, bakır diyarında
Yandım, piştim, döndüm sufi çöllerimde
Elimizde ekmek oldu İstanbul sokakları
ALIŞIK’ tım, karanlıkta omzuma düşerdi başım
Tophane rıhtımında gezer dolanırdım.
Yaş da yanacak, taş da yanacak, tersine akardı yeşil ırmak
Teoride unutuldu repliklerim, şarkılardı tek sığınağım.
Bol yıldızlı cikletlerde artistik resimlerim
Fakir kız, esas oğlan, rus ruletiydi oynanan
Sürüldüm, sömürüldüm, dövdüm dövüldüm
Suyu yaran hançerdi gülüşlerim
Bütün çirkeflikleri gizledim makyajımla
Aç kaldım, aç yattım, onurumla yaşadım
Beyaz badanalı duvarları ben imzaladım
Taksim’ de bir bank üstünde
Uyudum bir daha uyanDIRILmadım! ....

ŞİİR: SEDAT ERDOĞDU


Arastirma / Editor: cCc & Murat Alp Tenay & Ykup Icik


EBRU GÜNDEŞ, ALTAY, KiBARiYE, SiNAN ÖZŞEKER, FiKRET ONURBAŞ
GÜCENDİM - KİBARİYE, GÜLSEN
MAHPUS TÜRKÜSÜ - Selami ŞAHİN
GEBERİYORUM - Gökmen KARGIN
TAKSİMDEN AŞAĞI KASIMPAŞA - ÇILGIN SEDAT TEBESSÜM - Zeki MÜREN, Uçuyor Kalbim Uçuyor - Nalan ALTINÖRS - Yıldırım BEKÇİ - Zekai TUNCA - KADOM Fikret ONURBAŞ
Today, there have been 1 ziyaretçi (34 klik) on this page!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Editor: cCc & Yakup Icik & Firat Malgaz & Murat Alp Tenay