♥ Şarkı Sözü ve Roman Yazarı Erdoğdu Sedat ♥ .

 

YEŞİLÇAM (Sadri ALIŞIK)


Takma kirpikleriyle ağlaşıyordu bir kadın
Rimelleri akıyordu duvarlarından, kışlık sinemaların
Siyah_beyaz mücadelelerle geçip gidiyordu seneler
En hüzünlü nağmesindeyim şimdi, yedinci sanatın.
Büyülü cam önünde attığım şen kahkahalar
Yeşil çamlar devriliyordu faili meçhul saatlerde
Motor! ...sesiyle uyanırdı günaydınlarım
Stop! ... sesiyle başlardı gerçeklerin acı dansı.
Kameralara oynuyordu, ALIŞIK’ tı bu adam
Dudakları aşınmış, Star’lar öperdi gecelerimi
Güvercin kanatları uçuşurdu beyaz perdelerimde
Tahta sandalyeler taşırdı uykusuzluğumu.
Hangi mevsim yitirdim adımı, ben kimim?
Hangi kaldırımlardan geçip gitti benliğim?
Hangi dergiler alt_üst etti yaşantımı,
Hangi sigara yanığı afişlerde maskeli gülüşlerim?
Küfürlü mısraların boşluğundayım şimdi
Gülüşlerim korkar oldu ağıtlarımdan
Yalan gömleği giyip, yalan söylüyor dilim
Marmara çırası gibi yanıyordu yıldızlar
Tokat attım hayatın tüm kalleşliğine amaney
Yalan da olsa, yüreğim kan ağlarken
Size ağlamayı, size gülmeyi, size yaşamayı öğrettim.
Şark ilinde, Tunç elinde, bakır diyarında
Yandım, piştim, döndüm sufi çöllerimde
Elimizde ekmek oldu İstanbul sokakları
ALIŞIK’ tım, karanlıkta omzuma düşerdi başım
Tophane rıhtımında gezer dolanırdım.
Yaş da yanacak, taş da yanacak, tersine akardı yeşil ırmak
Teoride unutuldu repliklerim, şarkılardı tek sığınağım.
Bol yıldızlı cikletlerde artistik resimlerim
Fakir kız, esas oğlan, rus ruletiydi oynanan
Sürüldüm, sömürüldüm, dövdüm dövüldüm
Suyu yaran hançerdi gülüşlerim
Bütün çirkeflikleri gizledim makyajımla
Aç kaldım, aç yattım, onurumla yaşadım
Beyaz badanalı duvarları ben imzaladım
Taksim’ de bir bank üstünde
Uyudum bir daha uyanDIRILmadım! ....

ŞİİR: SEDAT ERDOĞDU


Fotoğraflar

Takılır kalırsın bir sabit noktada
Masumiyet harcanır çocuk parkında
Renklerle hesaplaşır patlar flaşlar
Hatıralar dans eder fotoğraflarda.

Karelere sığınır geçmiş hayatlar
Ustalıkla gizlenir derin acılar
Kendi yalanlarına tanıklık eder
İçten pazarlıklı sahte insanlar.

Poz verip ışıkların gölgelerinde
Kayıtsızlığın keyfi objektiflerde
Suretini arıyor yüzsüz bir adam
Hayretle duraksayan negatiflerde.

Yüzler var profilden cömert davranır
Yüzler var cepheden çok mızmızlanır
Değişik açılardan bakmak gerekir
Gerçekler olduğundan farklı farklıdır.

Kuşkusuz herkesin bir hikayesi var
Herkesin gözlerinde derin manalar
Her yüzde temsilinden geriye kalan
Sahibine deşifre gülen bakışlar.

ŞİİR SEDAT ERDOĞDU


Beni Sensiz Bırakma

Beni sensiz bırakıp gitme ne olur
İçime çöküverir serseri bulut
Dudağımda parçalanır gül suretin
Çatallanmiş kalbimi ellerinde tut
Karanlık odamda müebbetlik hasretin.
Beni sensiz bırakıp da gitme n' olur
Damarımda buz tutar taze baharlar
Ağlamaklı dolaşırım kaldırımlarda
Yanık türküler söyler düşen yapraklar
Sararır yıldızlar her dokunduğumda.
Beni sensiz bırakıp gitme ne olur
Asılırken boynumdan sızlar yüreğin
Emanet gülüşlerin boş çerçevede
Acil kayıtlarımdan silinir ismin
Kendimi ihbar ettim, uyuyamam ben.....

Sedat ERDOGDU


Başıboş Bıraktım Duygularımı

Sırt çantama doldurdum yalnızlığımı
Hayallerimi sığdırdım ceplerime
Tövbe yeşili mevsimden kalma yüreğim
Geride yangınlar çıkarıp yürüyorum.
Siyah sürmelerini çekmiş geceler
Kirpiklerim kucaklıyor kirpiklerimi
Kiraz yanığı dudağımda tebessüm
Ardıma bakmadan şehri terk ediyorum.
Başıboş bıraktım duygularımı
Başıboş dolanır avare kalbim
Son taksidi de ödendi arzularımın
Başıboş geçiyor sensiz saatler.
Bir damla kan pıhtısıdır hasretin
Yine nakaratındayım ben bu sevdanın
Parke taşlarımı ıslatıyor gözlerin
Bir kaç yağmur bulutu çekip içiyorum.
Sessizce indirdim kepenklerimi
Seni düşündükçe mahvoluyorum
Geceninin en mahrem saatindeyim
Seni düşündükçe titreşiyorum....
Başıboş bıraktım duygularımı
Başıboş dolanır avare kalbim
Son taksidi de ödendi arzularımın
Başıboş geçiyor sensiz saatler.

Sedat_ERDOGDU


GÖZLERİNİN SOKAKLARINDA DOLANIR SEVDAM

Gözlerinin sokaklarında dolanır sevdam
Bin parçaya dağılır suretim aynalarda
Gölgemle savaşırım bitmez kendimle kavgam
Bir yıldız lekesi kalır taştan duvarlarımda.
Usul usul gece kuşları süzülür mazgallardan
Acılarım dans eder ara maltalarda
Yavaş yavaş hasretini çekerim, içimdeki ağlardan
Yalnızlığım korsan yürüyüşte yine voltalarda.
Herkesin bir yıldızı olmalı güneş hepimizin
Zig-zaglar çiziyor kaderim türlü oyunlarda.
Hayalin böler uykumu, usturadan keskin
Alabora olur yüreğim, her şimşek çakışında.
Bir gün daha düşer, sararan takvimlerden
Küçük beton avlumda, çürürüm kabuğumda
Bayramlar gelir geçer demirden penceremden
Kurumuş karanfilim, mektupların arasında.

Sedat ERDOGDU


Engelli

Yakın gözlükleriyle seyrediyordu etrafını
Uzak yarınlarını seçemiyordu gözleri
İncecik bacaklarıyla eşitlik istiyor
Yaşamaya gayret ediyordu bedeni.
Büyüdükçe fark ediyordu, farklılığını…
Daha fazla direnmeliydi hayata,
Ruhunu daha sağlam tutmalıydı;
Tütün niyetine sarıp içiyordu şiirlerini
Destek çıkmalıydı koltuk değneklerine! ...
Kalabalıklardan uzak,
Kendine fazla yakın duruyordu ayakta sımsıkı.
Bakışlarıyla cümleler kuruyor,
Elleriyle sesler çıkarıyordu.
Korkuyordu gazete manşetlerinden,
Okuyordu her gün feleğin sillesini.
Hayatın dikenli yollarında,
Mekik dokuyordu hastane-eczane arasında.
Engelli parkurlar aşıyordu hayallerinde
Kırık kanatlı kumrular süzülüyordu penceresinden
Acımtırak gülüşler suluyordu saksılarını
Annesinin tabutunu taşıyamıyordu ayakları.
Hakkını helal etmiyordu hayat(t) a
Yükledi günahını da, sevabını da, kader(in) in boynuna…

SİİR: SEDAT ERDOĞDU


Kadom(Gardaş)

Çok acılar çektik çok darbe yedik
Soğuk rüzgarlarda savrulduk Kadom
Sevgiyle bağlanmış gül demetiydik
Susuz topraklarda kavrulduk Kadom.

Kuytular karanlık doruklar duman
Zalimler bey olmuş halimiz yaman
Vezir gururumuz dilenmez aman
Felek yüzümüze gülmedi Kadom.

Sırça saraylarda sefa sürmedik
Yürekli ağladık sahte gülmedik
Tanrıya sığındık sitem etmedik
Hayat yokuşunda yorulduk Kadom.

Bir acı soğanı ekmeğe kattık
Ayaz gecelerde az mı aç yattık?
Sımsıcak düşlerde sobalar yaktık
Islak terimizi kuruttuk Kadom.

SİİR : SEDAT ERDOĞDU


Kendi Masalımı Anlattım Gözbebeğime

Yüreğimin lambalarını söndürdüm
Gözlerimde sabahladı yalnızlığım
Kendi çöplüğümden topladım hayallerimi
Mektuplara sığmadı hasretlik sözcüklerim
Paramparça makamından çalıyordu aynalar
Anason tohumları serptim dudağıma
Neyzenin nefesinde kokuyordu sarhoşluğum
Usulca kara duvağını kaldırdım gecelerin
Alevden sürmelerini çekmişti yıldızlar
Sararan yapraklarda intihar teşebbüsü
Sigara dumanımın inceden tebessümü
Canımın topraklarına su verdi bulutlar.
Çatladı nar kabuğum, kadehimde taneler
Ne büyüler bozdum kahve fincanlarında
Hüzünler karaladım bembeyaz sayfalara
Sabrımı öğüttüm yel değirmenlerinde
Bir güneş büyüttüm sadece ikimiz için
Zorla susturdum kalbimin sesini zorla…
Oysa, zorla güzellik olmazmış nerden bilirdim! ...
Bu şehri çiğnedim ayaklarımın altında
Notasız şarkılar dinledim sabaha kadar
Kendi masalımı anlattım gözbebeğime….

ŞİİR : SEDAT ERDOĞDU


Okuyup Adam Olacağım

Çıplak ayaklı, gözü çapaklı,
Ağlamaklı bir çocuğum ben
Akışına bulanık akar Zap suyum
Şubat ayında donar zeytin bakışlarım
İşçiyim, bir Mayısta çözülür dilim
Çekiçle örsün ateşinde dans eder kelebekler
Asgari hayata bağımlılık, seruma takılı umutlar
Karı delme gayretinde kardelenlerim
Sahte İrem bahçelerinden
Hayallerimde yakutlar topluyorum.
Nar irini, şark çıbanı çiçekler açar yüzümde
Başaklarımdan ince rüzgarlar geçer
Başımda kavak yelleri eser
Aydınlık günler için,
kutularda güneşi, alnımda terleri biriktirdim
Çekiç, pense, levye oyuncaklarım
Eve ekmek alacağım
Ellerimin nasırlı yollarında koşup oynuyorum.
Kızma usta, bu hayatın lastiğini
Daha fazla kaldıramayacağım
Demir tozu aşkına, okumak istiyorum
Okuyup adam olunuyorsa! ...
Okuyup ADAM olacağım.

ŞİİR: SEDAT ERDOĞDU


Potansiyel Suçluyum

Gözlerinin güneşine dönüyor kalbim
Ay çiçeklerim soluyor sen gülümserken
Boşalmış kum saatindeyim zamanın
Hatıralar ağlaşır masamda çekmecelerden...
Şimdi selam kısmındayım mektubun
Yokluğun ünlem gibi düşer gecelerime
İmla hatalarındayım sana sevdamın
Kaldırımlar yas tutar elveda derken.
Dallarından dökülür merhabalarım
Mühür vurma talebim red! ...dudağında
Potansiyel suçluyum kendi hücremde
Uçurtmalar salarım mor tebessümlerden.
Duman çöker gönlümün yücelerine
Hayat kuş uçumu süzülür gider
Bir kadın doğurur gözbebeğimde
Kurtulamam, işgalci hayallerinden.

ŞİİR: SEDAT ERDOĞDU


Sırat' ın Tam Ortasındayım

Adresini şaşırdığım sokaklarda arıyorum seni
Anason kokulu akşamdan kalma susuz yangınlığım
Gönül çek kapının sürgüsünü kapat perdelerini
İnfaz edilmeyi bekleyen masum bakışlardayım.
Hafiften bir sancı takılıyor bağrımın tellerine
Yağmurlara güvencim yok içten ağlamaklıyım
Kirlenmiş ruhumu yıkıyorum rahmetimle
Vurulmuş güller gibi kar üstünde kanamaktayım.
Son gazel de güneşlenip düşüyor dallarımdan
Ucundayım divitin, muska muska yazılmaktayım
İkinci el, günlük aşklar geçiyor kaldırımlardan
Putlar gibi bağdaş kurup, yalnızlığa tapınmaktayım.
Tuz_buz olmuş aynalarda görüyorum hayalini
Teskeresi yaklaşan asker gibi, heyecanlıyım
Salkım salkım topluyorum Babil' in bahçelerini
En uygun adımlarla sana doğru akmaktayım.
Dumanlı dağların çoban türküsü dudağımda
Rakı kadehimin buğulanmış buz payındayım
Aman kimseler girmesin, bu aşk aramızda
Bekliyorum gel bu gece Sırat' ın tam ortasındayım...

ŞİİR : Sedat ERDOĞDU


Son Sigaram da Karardı

Son sigaram da karardı
Küllendi bütün hatıralar
Tepeden tırnağa kederliyim
Kapımda en ayaz mısralar.
Oturup dertleştim suretimle
Daha ilk adımda patlar mayınlar
Payıma düşeni aldım kendimce
Avuçlarımda çürümüş yosunlar.
Akdeniz kokusu sinmiş üstüme
Tuvalde natürmort, dalda turunçlar
Gemiler geçiyor demir gemiler
Gurbette çekilmez oldu akşamlar.
Düşlerim sığmaz oldu gözlerime
Kurşunlar döküyor uçan martılar
Yüreğimin şarjı bitmek üzere
Dilimde en okunası dualar.
Gemiler geçiyor allı yeşilli
Koşturuyor yel etekli çocuklar
Çınar da devrilir vakti gelince
Kanadı kırılır düşer yapraklar.

ŞİİR: SEDAT ERDOĞDU


Takıntılarım

Sevmek için bir sevgili aradım bu gece
Dolmuş duraklarında bekledim, sabaha kadar
Virgüller attım içimin sessizliğine
Her noktada biraz duraksadı, takıntılarım.
Ruhumu okşadı soğuk rüzgarlar
Saçlarıma değdi gümüş baharlar
Farklı tonlarıyla yansıdı hayat
Ay çekimine kapıldı, takıntılarım.
Bazen, yaramaz bir çocuğun bakışlarında
Bazen, gizli mektupların satır aralarında
Bazen de gülen aynaların kahkahalarında
Seçenekler sundu, takıntılarım.
Unutmamak için, kalın çizgiler çektim gözlerime
Gül dikenlerine batırdım, işaret parmağımı
Kan içtim, kardeş oldum acılarımla
Dudağımı vişne reçeline bandırdım.

Sevmek için bir sevgili aradım bu gece
Görücüye çıkardım bakışlarımı,
Tezgahta sergiledim yüreğimi sessizce
Köpüklü kahveler sundu, takıntılarım.
Fincancı katırları ürktü, yalnızlığımdan
Boyalı martılar uçurdum kıyılarımda
Kar suları döküldü iç denizlerime
Durulmadı beynimde dalgalanan, takıntılarım.

ŞİİR : SEDAT ERDOĞDU


Topkapı Surunda Akşam Sefası

Topkapı surunda akşam sefası
Üstümde bir ayaz yok hiç vefası
Kehribar tanesi gözler aklımda
Bir şarap tadında yarin cefası.

Barbutlar oynadım ay taşlarında
Müebbet hapistir sevdan başımda
Tek celse boşandı buluttan yağmur
Hasretin şarkısı dudaklarımda.

Yıldızlar geceye beşik kertmesi
Nihavent dolandı rüzgarın sesi
Serçeler sokuldu kanatlarıma
Masallar dinledim uyku öncesi.

Başaksız buğdayım tarlada yetim
Sarardı kırlarda gelinciklerim
Ben dursam yerinde zaman durmuyor
Geçmişe borçlanıp çeker giderim.

Gecenin şifresi bende çözüldü
Melekler omzuma konup süzüldü
Yalnızlık tuhaf bir yetimlik hali
İstanbul gözümde sanki küçüldü.

ŞİİR : SEDAT ERDOĞDU


Şahsına Münhasır

Dinsiz imansız bir gecedeyim
Yıldızlar altında yıkanıyorum
Şahsına münhasır titreşir kalbim
Kendi eksenimde dolanıyorum.
Mermer lahitlerde çocuk günlerim
Üç boyut hayatım geçer gözümden
Ateşi dost bildim tunçlar erittim
Taç yapraklarıma sarıldım birden.
Dudağım kurudu bir tas su verdim
Kendi cumhurriyetimden dışarı çıktım
Kirpik uçlarıma mayın döşedim
Berlin duvarını elimle yıktım.
İmanı olmayan bir gecedeyim
Hayaller peşinde gezer dururum
Şahsına münhasır titreşir kalbim
Başıboş, avare, göçmen bulutum....

ŞİİR : Sedat ERDOĞDU

Editor: cCc & M. Alp Tenay & Ykup Icik

EBRU GÜNDEŞ, ALTAY, KiBARiYE, SiNAN ÖZŞEKER, FiKRET ONURBAŞ
GÜCENDİM - KİBARİYE, GÜLSEN
MAHPUS TÜRKÜSÜ - Selami ŞAHİN
GEBERİYORUM - Gökmen KARGIN
TAKSİMDEN AŞAĞI KASIMPAŞA - ÇILGIN SEDAT TEBESSÜM - Zeki MÜREN, Uçuyor Kalbim Uçuyor - Nalan ALTINÖRS - Yıldırım BEKÇİ - Zekai TUNCA - KADOM Fikret ONURBAŞ
Today, there have been 1 ziyaretçi (33 klik) on this page!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Editor: cCc & Yakup Icik & Firat Malgaz & Murat Alp Tenay